Yol Hikayesi...

Gülsüm Marangoz Önceki Yazıları >
11 Haziran 2013

İnsanın Dünyaya varoluşu ile gerçekleşen mucize bitişin bir habercisi de aynı zaman da…

Başlangıç ile bitiş arasında geçen ömür, bir yol hikayesine dönüşür farkında olmadan…

İçimizdeki çocuk zaman içerisinde sahip olduğumuz değerlerle yorgun bir çocuğa dönüşüyor. Güneşin doğduğu yerde çocuk olarak başlamak, çocukluğu yaşayamadan, sessiz çığlıkların yaşandığı topraklarda, Mezopotamya ‘nın ağıtları yankılanır. Gökyüzü mavi değildir artık. Yarım bırakarak, ağır aksak bir yolculuğa geçilmişse ve nedeni siz olmayan, bir de terk edilmişlik eklenmişse yüreğinize kendiniz değilsinizdir. Fakat devam etmesi gereken bir yol hikayesi vardır. Devam ediyor da…

Her birey baş rol oyuncusu olarak kendi hikayesini yaşamaya devam eder. İşte bu yol hikayesinde ki yaşanmışlıklar üretmeye,  ürettiklerinizi paylaşmaya iter. Bir derdiniz varsa eğer, benim bir derdim var diyebiliyorsanız, işte o zaman yol hikayenizin can alıcı noktasındasınızdır. Ki sizin derdinizin birçok insan için önemi olmayacaktır da…

Evrensel bir bakış açısıyla, Hümanizm ilkeleri doğrultusunda, savaş çığlıklarının bu kadar yükseldiği bir dönemde barışın ve özgürlüğün olduğu bir dünya diliyorum. İnsanların kendini özgürce ifade edebildiği, sahip oldukları kültürü, dili, dini özgürce yaşayabileceği bir ülke diliyorum. Siyah ile beyazın ayrılmadığı rengarenk bir Dünya diliyorum. Bunların gerçekleşmesi imkansız değildir. Gerçekleştirecek olan yine insanın ta kendisidir. Her ne kadar birileri tarafından istenmese de…

 Bir çok alanda olduğu gibi özellikle eğitimde yapılacak doğru reformlar bunların yaşanmasına imkan sağlayacaktır. Dünya da çok yaygın olan, ülkemiz de ise yeni bir kavram olarak karşımıza çıkan çok kültürlü eğitimin, kültürel olarak yaşanan sorunlarda birçok noktaya çözüm getireceğini düşünüyorum. Dünya ülkelerine bakıldığında özellikle çok gelişmiş ülkelerde eğitimle ilgili sorunlarını çözerken çok kültürlü eğitim çalışmalarına da yer vermektedirler. Oysaki ülkemiz çok kültürlü bir yapıya sahip olmasına rağmen bu konuda yapılan çalışmalar henüz yeterli değildir. Ayrıca Ülkemizde böyle bir eğitim anlayışının bölünmeye sebep olacağı gibi yanlış düşünceler de vardır.  Oysa ki çok kültürlü eğitimin amacı  kültürlerarası iletişimi sağlamaktır. Ayrıca toplumların birbirlerini anlamasına yardımcı olmaktır.

  Çok kültürlü eğitimin bir tanımı olarak ‘’ Toplumun her kesiminden insan için eşit eğitim fırsatı oluşturmakta ve sistemi bu yönde yapılandırmaktadır. (Banks.2001)’’ Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere çok kültürlü eğitim eşitsizlikleri ortadan kaldıran bir eğitim reformudur. Çok kültürlü eğitim, tek kültürlü eğitime karşıdır. Çok kültürlü eğitim sayesinde birey diğer kültürlere karşı daha duyarlı olacaktır. Çok kültürlü eğitim ortamında yetişen kişi, bir yandan kendi kültürünü yaşarken bir yandan da entelektüel, demokratik, yapıcı, ön yargıdan uzak, farklı kültürlere karşı olumlu tutum sergileyen bir birey olacaktır. İnsanları olduğu gibi kabul etmek, tercihlerine, isteklerine, düşüncelerine, inançlarına saygı duymak gerekir. Bu bağlamda düşünüldüğünde çok kültürlü eğitim ülkemiz için kaçınılmazdır. Çünkü yaşadığımız bu ülke halklardan oluşmaktadır. Bu halkların sahip olduğu kültüre, dile, dine saygı duymak gerektiği gibi yaşanmasına da fırsat verilmelidir.  Çok kültürlü eğitimin İnsan hakları ve barış eğitimini içine alan bir anlayışa sahip olduğu ve toplumsal barışa da katkı sağlayacağı gözükmektedir. Çok kültürlü eğitim önemli olduğu kadar gereklidir. Ülkemizde bu yönde yapılacak çalışmaların artmasını diliyorum.

 Bu yazım da çok kültürlü eğitime yer vermemde ki en büyük sebeplerden biri eğitimci olarak gerekliliğine inanıyor olmak, ayrıca bu ülkede yaşayan halklardan birini temsil ediyor olmaktır. Ben Mezopotamya’da başlayan yol hikayeme Nar-ı Aşk (Aşk ateşi)  İstanbul’da devam ediyorum. Ve siz değerli Scala okuyucularını kendi hikayeleri ile baş başa bırakıyorum...